15 yıl önce işkazası geçirdimYıllar önce bir iş kazası geçirmiştim ve bu kazanın izlerini hâlâ üzerimde taşıyorum. Bu izlerin bir kısmı estetikle düzeltildi ama hâlâ günlük hayatım bu izler sebebiyle olumsuz şekilde etkiliyor. Tabii bu işin yalnız fiziksel yanı. Bunun dışında sosyal ve psikolojik yanlarına da siz tahmin edebilirsiniz. O zamanlar işe yeni girmiş olduğum için biraz çekindim ve tecrübesizlikten dava açmadım, kaza sonrasında biraz para aldım ama yukarda yazdığım bütün hayatımı etkileyen şeyler için tazminat alabilir miyim. Olay yaklaşık 15 yıl önce olmuş. Geriye dönük işler mi? Bir yol gösterebilirseniz sevinirim. Şimdiden size ve BİRGÜN’e teşekkürler. İstanbulÖncelikle iş kazasının ne olduğunu tekrar hatırlamakta fayda var. İş kazası 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13 üncü maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre iş kazası; a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır. Bu tanımda dikkatimiz çeken birkaç noktanın altını çizelim. Yürütülmekte olan işin yalnız işyerinin dar sınırları içindeki ve asıl işi yaparken ki sürelerde değil görevli olarak işyeri dışında başka yere gönderildiği sürelerde ve emziren sigortalının süt vermek için ayrılmış süreleri içinde ve de işveren tarafından bir araçla işin yapıldığı yere geliş gidiş sırasında meydana gelebilecek kazalar da iş kazası sayılmaktadır. İş kazalarını işveren, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve SGK’ye de en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde bildirmek durumundadır. Çalışan sigortalı kendisi, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde iş kazasını bildirebilir.yasal haklar nelerdİr?5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 16’ıncı maddesine göre sigortalıya şu sosyal sigorta yardımları verilir: a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi.Hangİ davalar açIlabİlİr?SGK’nın iş kazası sonucu sigortalıya yaptığı yardımlar tutarı için rücu tazminat davası açma hakkı vardır. Rücu tazminat davası, daha önce kurum tarafından karşılanmış olan zararlar tutarının, kusurlu işverene veya üçüncü kişilere ödettirilmesi amacıyla açılır.İş kazası sonucu fiziksel zarara uğrayan işçinin veya ölümlü iş kazalarında işçinin ailesinin çektiği acı, elem ve ızdıraplar için manevi tazminat davası açılır ve hâkim takdiri ile manevi tazminat tutarı belirlenir ve işverene ödettirilir.Borçlar Yasası’nın 46. maddesine göre; fiziksel zarara uğrayan kimsenin, iş göremezlik ölçüsünde çalışmasının aksayacağı ve bu nedenle maruz kalacağı zarar ve ziyanın, kendisini çalıştırandan talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda, meslekte kazanma gücünü az veya çok kaybeden bir işçinin kaybı ile ilgili gerçek zararını, kendisinin olayda tam kusurlu olması durumu dışında, işverenden talep etme hakkı bulunmaktadır. Meslekte kazanma gücü kayıp oranının ne olduğu önemli değildir ve bu kayıp karşılığı olan zarar ve ziyanın işverenden talep edilmesi mümkündürZamanaŞImIAncak sizin sorunuz daha ziyade iş kazasının arkasında açılabilecek bir tazminat davası ile ilgili olmaktadır. Sizin durumunuz da açılacak dava İş kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların ödetilmesine ilişkin bir dava olmaktadır ve bu davalar akde aykırı hareketten kaynaklanan tazminat davaları olduğundan Borçlar Kanunu’nun 125. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımına tabidir. (Borclar kanunu Madde 125 – Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.) Maalesef bu durumda sizin uğradığınız maddi manevi zarar bu 10 yıllık zamanaşımına takılmaktadır. Yargıtay da benzer davalarda verdiği kararlarla zaman aşımının benzeri olaylarda 10 yıl olduğuna hükmetmiştir. (Av. Atilla Lök’e teşekkürler)BİZE YAZINÇalışma hayatınızdakı tüm soru ve sorunlarınız için:ekmegimikazanirken@gmail.com
dava
SORU: Merhaba, Ben Bursa’da bir metal fabrikasında çalışmaktayım. 3-4 yıldır orada çalışıyorum. Ağır sanayide çalışmamıza rağmen ücretlerimiz asgari ücret. Fabrikada toplam bin iki yüze yakın çalışan var ama biz yaklaşık yedi yüz kişi bir şirkete bağlı çalışıyoruz. Geçtiğimiz aylarda sendikalaştık. İki ayrı sendikaya gittik. Sonra bizim şirketin üretim yaptığı otomobil firmalarında olan sendikaya gitmeye karar verdik. Sendikaya gittik. Sendika bizi destekleyeceğini söyledi. Sonra yaklaşık üç yüz kişiye ulaştık. İşveren haber aldı ve fabrikamızda en kıdemli olan ve sendika çalışmalarının içinde olan yaklaşık 10-12 kişiyi işten attı. Yoksa yüzde 50’yi de almak üzereydik. Şimdi sendikalaşma durdu. İşten atılan arkadaşlar kendileri işe iade ve sendikal tazminat için dava açtılar. Ama üç yüz kişiden kimse henüz sendikaya üye olmamıştı. Bu arada işverenin elinde atılan 10 arkadaşın dışında 70-80 kişilik bir liste olduğunu da öğrendik. Şimdi işveren bu listede olanları belki toplu olarak değil de fırsat buldukça peyderpey işten çıkaracak. Hepimiz kim var listede diye bekliyoruz. Bu durumda şu an işten atılmış olan arkadaşlarımız kıdem tazminatlarını ve sendikal tazminatlarını alabilirler mi? Biz işten atılırsak biz de sendikal tazminatımızı alabilir miyiz?İsmi saklı. Panayır Mahallesi/BursaGenellikle bu sayfada nerdeyse her yazımızda örgütlenme konusunun önemini vurgulamaktayız. Bunun önündeki yasal engeller ve pratik engellere dikkat çekerek bu engellerinde ancak yine örgütlenme ile ortadan kaldırılabileceği defalarca ifade ettik. Bu kez yine örgütlenme konusunda başka bir sorunun cevabını arayacağız.Sendikal faaliyetin engellenmesi suçtur!Öncelikle sendikal faaliyet örgütledikleri/katıldıkları için işten çıkarılmış olan 10-12 arkadaşınız işten çıkarılırken işveren hangi neden gösterdi?. Genellikle işverenler sendika tazminata zemin oluşturmamak için “seni sendika sebebiyle işten çıkarıyorum” demeyeceği aşikâr. Bu noktada 5237 sayılı TCK’nin 118. maddesini de hatırlatmak da fayda var ; “Bir kimseye karsı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı baska bir davranılsa bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”SENDİKANIN İHMALİ/HATASI!Diğer önemli bir nokta işten çıkarılan arkadaşlarınızın işten çıkarken kendi rızası ile işten çıktığını ifade ettiği herhangi bir belge imzalamamış olması. Arkadaşlarınızın işe iade davalarını açmış olmaları son derece olumlu bir gelişme. Ancak iş akdinin feshinin sendikal sebeple gerçekleşmiş bulunduğunu ispat etme yükümlülüğü işçi avukatlarında olacaktır. Ancak bu durumda sendikal faaliyet yürütmüş olduğunuz süre içerisinde işyerindeki işçilerden hiçbirinin sendikaya üye olmuş olmaması sendikal faaliyetin kanıtlanmasının önünde ciddi bir engel olacaktır.(sendika üyeliği varken sendikal faaliyetin olup olmadığı ve bunun hukuksal neticeleri başka bir yazının konusu olabilir). Aslında burada sendikanın ciddi bir hata ya da ihmalinden bahsetmek olasıdır. Türkiye’de sendikalar örgütlenmeye başladıkları işyerlerinde sendikal çalışma yapmakta olan işçileri güvence altına almak üzere sendikal çalışmanın başlangıcında, en aktif unsurları derhal sendika üyesi yaparlar. Bu aslında sendikal faaliyete katılan tüm işçileri de garanti altına almaya çalışan bir tavırdır. Ancak sizin ilişkide bulunduğunuz sendika bunu yapmaktan imtina etmiş yahut bu konuda ihmalkâr davranmış ve bu durumda iş işten geçmiş görünmekte.Hâlâ yapılacak bir şey var! Sendikaya üye olun!Fakat hâlâ şu an hem kendiniz hem de şu an mahkemesi süren arkadaşlarınız için yapabileceğiniz bir şeyler var. İşten çıkarılan işçilerin sendikal faaliyete katıldıklarını kanıtlayabilmeleri çok büyük oranda sendika üyeliği dışındaki kanıtlara ve şahitliklere kalmış durumda. İlişkide bulunduğunuz sendikanın temsilcilerinin ve yöneticilerinin şahitliği, işyerinde çalışmaya devam eden işçilerin şahitliği, sendikanın kayıtları(örneğin sendika temsilcileri ile işçilerin yapmış olduğu bir toplantı sırasında ödenmiş ve sendika tarafından A şirketi işçileri ile toplantı notu düşülmüş bir kasa fişi vb). Belki bundan da önemli olan başka bir şey var. O da ilişkide olduğunuz sendikaya giderek derhal sendikaya üyeliğinizi talep etmektir. İşveren elinde bir liste bulunduğunu ve bu listeye göre en az 70 kişinin daha işini kaybedeceği ortadadır. Zaten genel olarak iş güvencesinden bahsetmek de mümkün görünmemektedir. Bu durumda en kötü sendika bile sendikasızlıktan yeğdir. Ayrıca sizin şu an sendikaya üye olmanız hem kendinizi güvence altına almanız anlamına gelecektir hem de şu an sendikal faaliyet nedeniyle işten atılmış bulunan arkadaşlarınıza ciddi bir destek oluşturacaktır. Bu durumda işçi avukatları sizin üyeliklerinizi işaret ederek devam eden bir sendikal faaliyetten bahisle müvekkillerinin üye olamadan işten atıldıklarını belirtebileceklerdir. Yani sizin üyelikleriniz işçi lehine karar vermeleri daha muhtemel olan iş mahkemesinde «sendikal faaliyetin varlığı» na kanaat getirmesine iyi bir dayanak oluşturabilir. Mahkemenin iş akitlerinizin sendikal sebeple haksız şekilde sona erdiğine karar vermesi, işe iadenizi sağlayacaktır. İşveren sizi işe geri almazsa kıdem ve ihbar tazminatlarınızın yanında size sendikal tazminatlarınızı da ödemek durumunda olacaktır.BİZE YAZINÇalışma hayatınızdakı tüm soru ve sorunlarınız için:ekmegimikazanirken@gmail.com
Sinema ödülleri sezonuna girmiş bulunmaktayız. Önce Oscarlar arkasından “Türk sinemasının Oscarları” olarak ifade edilen Yeşilçam ödülleri sahibini buldu. Ah pardon; “Turkcell Yeşilçam Ödülleri” demeliydim. Maalesef Türkiye’nin “büyük markaları” bir sanat ya da kültürel faaliyeti sürekli olarak destekliyor, büyütüyor ve geliştiriyor olmanın saygınlığını-belki uzun süreli olarak da yapmadıklarından bu faaliyetleri- bir türlü tatminkâr bulmuyorlar. Paralarının karşılığını istiyorlar mutlaka. Yani o isim o marka o faaliyetin başında bulunacak mutlaka başka türlü paraları boşa gitmiş olur(!)…bu paraları nerden kazandıklarını sormuyoruz bugün…peki…sosyal sorumluluk diye bize yutturdukları kırıntılara da saldırmıyoruz: tamam…yıllardır binlerce emekçinin üzerinden yükselen “Yeşilçam” adına el konuyor, ses etmiyoruz. Ama Turkcell de Yeşilçam ödüllerinin ana sponsoru olma ayrıcalığı ile yetinmiyor işte, illa markayı basacak: Turkcell Yeşilçam ödülleri, Akbank kısa film festivali, Ülker Kukla Festivali….liste uzuyor. (Bu arada televizyonda reklam giriyor: Bosch Genç Klasikçiler Festivali!)… Açgözlülüğün sınırı yok!..ama öyle vahim durumdayız ki kırıntılara şükrediyoruz: “hiç vermeyeni de var!”, “Neyse ki illa adlarını da koysalar bu festivalleri yapıyorlar!”. Bu festivallerin, ödüllerin emekçilerine lafımız yok: onların çalışma koşulları ayrı bir yazıyı hak edecek kadara vahim. Ama hazır aç gözlülük demişken başka bir noktaya dikkat çekelim.Yeşilçam ödül törenlerinde bazı ödül sahipleri ödüllerini almak üzere salona gelememişlerdi zira dizi setlerinde çalışmak durumundaydılar. Aslında bu durum “nezih” ödül töreni içerisinde bir an da olsa bu sektörün parıltılı dünyasının ardındaki Sine-Sen in deyimiyle “orman düzenine” işaret ediyor. Özellikle set çalışanlarının ölümlü iş kazaları ya da başrol oyuncularının feveranı ile gündeme gelen dizi ve sinema emekçilerin çalışma koşulları pek çok sektörün paylaştığı dertlerden mustarip.ÇOK ÇALIŞ, HIZLI ÇALIŞ, DURMA!Sine-Sen raporuna göre sinema setlerinde çalışanlarının yüzde 90’ı ise sosyal güvenlikten yoksun ve sigortasız çalışmakta. Kültür ve Turizm Bakanlığı bile “Destek Yardımı” verdiği projeler için Maliye Bakanlığı’ndan vergi borçları olmadığını belirten bir bildirimi yeterli görüyor. Çalışanların sigortalı olup olmadığını bakanlığı ilgilendirmiyor. Yani sektör çalışanları kayıt dışı. Sadece sinema değil akşamları koltuğumuza kurulup izlediğimiz dizilerin emekçileri de herhangi bir güvenceden yoksun. Herhangi bir kayıt olmadığından bu sektördeki iş kazalarının sayısını bilemiyoruz, ancak uzun çalışma saatleri göz önüne alındığında bu rakamın yüksek olduğundan bahsetmek olası. Uzun çalışma saatleri nerdeyse işin doğası haline gelmiş. Yine Sine-Sen’in Sinema TV sektörü 2009 Raporu’na göre haftalık çekilen dizilerde ortalama çalışma süresi 16-18 saat. İş kanunu ile fazla mesai dahil günlük olarak çalışma süresinin limitinin 11 saat olduğunu hatırlayalım. Çalışma saatlerinin uzunluğunun yanında bu çalışma işin normal ritmini koruyacak bir çalışma değil. Set çalışanları dizileri yetiştirmenin baskısı altında bu saatler içerisinde dinlenme aralarından yoksun da çalışıyorlar. Her hafta bir sinema filmi uzunluğunda 90 dakikayı bulan bir dizi çekmeye kalkınca her şey sarkıyor: oyunculuklar, senaryo, sosyal standartlar.DİZİDE DE “KAPI ORADA” MANTIĞI!Bu çalışmanın bu baskılar altında huzurlu bir iş ortamında gerçekleşmesi mümkün mü?. Hayır. Set çalışanları bir daha iş bulamamak kaygısı ile sessizce ifade etseler de kötü muamele çok yaygın. Oyunculara da dahil. Peki bu çalışmanın karşılığı nasıl ödeniyor ve bu sürecin sonucunda kim kazanıyor. Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi çalışanlar değil. Çalışanlar uzun çalışma saatlerinin sonunda değil fazla mesai almak, kendilerine söz verilen ücreti almak için bile canlarını dişlerine takmak zorunda kalıyorlar. 5-15 bölüm çalışmış bu haftaların ücretlerini alamamış, ücretlerini talep ettikleri için toplu olarak işten çıkarılmış çalışan sayısı hiç de az değil. Sine sen in oluşturduğu hukuk birimine iki ay içinde 20 dava başvurusu yapılmış. Mağdurların kimi mağdur edenlerin Allaha havale ediyorlar kimleri de kara listeye girme ihtimali ve “adım çıkar iş bulamam” korkusuyla bıçak kemiğe dayanmadıkça uzun ve meşakkatli yasal yollara başvuramıyor.KİM KAZANIYOR?Para dergisinin verdiği rakalara göre 45 dizinin ve 50.000 yanlış okumadınız elli bin çalışanın olduğu, 1 milyar TL lik bir ekonomi oluşturan, “faturasız verilen hizmetlerle birlikte bu hacmin iki katına çıktığını” sektörümüzde kim kazanıyor? Diziyi yaptıran TV kanalları!.hem de yalnız kendi ekranlarında yayınladıkları zaman kazandıkları reklam gelirleri ile değil sadece. Bir sözleşmeyle el koydukları telif hakları ile dizileri tekrar tekrar gösteriyor satıyor, arasına reklam alıyor ve bu haksız kazançtan kimseye, oyuncuları senaristler dahil kimseye beş kuruş da vermiyorlar.Evet buyurun bu akşamki diziyi iç huzur ile izleyin.Her zamanki sonuca gelelim. Hak verilmez alınır…bunun da tarih boyunca bir tek yolu olmuştur: Örgütlenmek!Atlayamayacağımız bir ödülOSCARLARLA “Türk Oscarları” arasına “Altın Bamya” girdi. Bu haftaki yazımızı sinema ve dizi sektöründe ortaya çıkan ürünün niteliğine nerdeyse hiç değinmeden tümüyle sektörün çalışma koşullarına ayırdık. Ama Altın Bamya sinema alanında içerikle fena halde ilgili: “Türkiye sinemasında, erkek egemen bakışın ağırlığına, kadınlara dair alanların daraltılmasına, kadınlara dair oluşan yanlış mitlerin, algıların, cinsiyetçi bakışın yeniden üretilip temsil edilmesine ve bu ayrımcılığın kanıksanır kılınmasına eleştiri, karşı duruş ve söz söyleme isteğiyle ortaya çıkan Altın Bamya Ödülleri” 21 Mart Pazar günü Ghetto’da yapılan Ödül Töreni ile sahiplerini buldu diye bitmesi gerekir bu cümlenin. Fakat Altın Bamya ödülü pek popüler bir ödül değil(!). Zira ödül almaya gelen pek az ödül sahibi oldu. Ama bu kez en nihayetinde oldu. Zaten ödülü verenler de seneye gösterecek aday bulamamak dileğiyle veriyorlar ödülü.Altın Bamya Akademisi senaryo adaylarından Bornova Bornova filminin yönetmeni İnan Temelkuran ve 2. Altın Bamya Senaryo Ödülü’nü “Daha önceki ödül törenlerine hep teşekkür konuşmaları hazırladıklarını, bu sefer nasıl özür dileyeceklerini düşünüp durduklarını” ifade ederek, Hülya Uğur Tanrıöver’in elinden alan Nefes filmi uygulayıcı yapımcısı Barış Kaya ve süpervizörü Güray Gürsel Akademinin gelecek yıllar ödül verecek aday bulamak umudunu güçlendirdi.BİZE YAZINÇalışma hayatınızdakı tüm soru ve sorunlarınız için:ekmegimikazanirken@gmail.com
SORU: Bir ayakkabı firmasında çalışmaktayım. İşverenimiz kıdem ve ihbar alacaklarımız yerine bizlere ileriki bir tarihe senet vermek istediğini ve işyerinde taşeron bir firma kurmak istediğini açıkladı. İşleri yerine koyduğunda bizleri tekrar işe alacağını belirtti. Ancak kıdem ve diğer alacaklarımız gerçek ücretlerimizden değil asgari ücretten hesaplanmıştır. Bu durum ne kadar yasal?YANIT: Kıdem ve diğer alacaklar için peşin ödemenin dışındaki diğer ödeme şekillerini kabul edip etmemek işçiye kalmıştır. Sizler senetle ödeme şeklini kabul etmeyip dava açma hakkınız vardır. İşveren gerçek ücretlerinizi bordroya yansıtmamakla suç işliyor. Ancak bugüne kadar sanırım işçiler bu durumdan şikâyetçi olmamışlar. Ancak gerçek ücretlerinizin resmiyete yansıtılmaması sonucunda işveren vergi ve sigorta primi kaçırmaktadır. Bu durumu yine mahkemeye götürme hakkınız vardır. Mahkeme sonucunda brüt ücretlerinizi belirlendikten sonra bunun üzerinden kıdem ve diğer alacaklarınız hesaplanacaktır. İşverenin önerisi doğrultunda senetleri kabul etmeniz, iş akdinizin feshi anlamına gelmektedir. Bu durumda işverenin sizi tekrar işe alacağım demesi herhangi bir bağlayıcılık taşımamaktadır. Bu durumda sizi işe geri alması tamamen işverenin kendi isteğine ve insafına kalmıştır, bu konuda herhangi bir yasal dayanak bulmak zor görünmektedir. Ancak senetleri ödemediği takdirde alacak davası açabilirsiniz. İşyerinizde taşeron uygulaması ile ilgili olarak ise kısaca şunlar söylenebilir: Yasal olarak alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için asıl işe yardımcı işlerin varlığı ya da teknolojik nedenlerle uzmanlık gereken durumlar söz konusu olmalıdır. Aksi durumda muvazaalı durum kabul edilecek taşeron işçileri asıl işverenin işçileri sayılacaktır. Daha açıkça ifade edersek eğer taşeron asıl işe yardımcı işlerin varlığı ya da teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş değil asıl işi yapıyorsa siz yine üst işverenin işçisi sayılacaksınız. Tüm bu süreçlerle ilgili olarak bağımsız avukatlardan bilgi ve yardım alabilirsiniz. Diğer bir seçenek de bu sektörde etkin olan sendikaya başvurarak hukuksal danışmanlık talep etmektir. Türk-işe bağlı bulunan Türkiye Deri İş Sendikasını arayabilir hem bu konuda hem de iş yerinde yaşadığınız diğer problemlerle ilgili problemlere dair çözümler konusunda bilgi edinebilirsiniz. İrtibat adresi ve telefonları şöyledir: Ali Nihat Tarlan Cd Ertaş Sk Ardil İş Merkezi No:4 K:3 Bostancı/ İSTANBUL 0 216 572 90 50-51-52 info@deriissendikasi.com**Hava soğuk ve karlı36 gündür Ankara sokaklarını mesken tutan birileri var. Memleketin dört yanından kefenlerini de alıp gelmişler. Yorgunlar. Umutsuzlar, öfkeliler, acı çökmüş derme çatma çadırların üzerine, haksızlığa uğramışlara has bir ifade oturmuş yüzlerine. Herkes başka bir şeyler bekliyor onlardan. Hükümet, aldıkları paranın yarısına razı olmalarını, iş güvencelerinden vazgeçmelerini istiyor.TEKEL işçileri için meydanları dolduranların bir “kısmı” içerisinden birileri olarak istiyoruz ki bu öfke gözünü yukarı diksin. Hem de topyekün diksin. Hem de bir de bizim “politik doğrularımızı” haykırsın TEKEL işçileri. Hatta bazen sadece politik doğruları haykırmasın “illa da bizim politik grubumuzun politik doğrularını” haykırsın istiyoruz.TEKEL işçileri oradalar: Evet kendi haklarını almak için, evet kendi çıkarlarını korumak için, evet kendi doğru bildiklerini söylemek için. Tekel işçileri kendi hayatları hakkında hüküm verilmiş insanların kahrıyla oradalar. Oradan kendi hayatları hakkında karar verebilen ve kendi hayatlarını değiştiren insanlar olarak geri dönmedikleri sürece biz de kendi politik doğrularımızı kendi köşelerimizde haykırmaya devam edeceğiz. Yapayalnız.BİZE YAZINÇalışma hayatınızdaki tüm soru ve sorunlarınızıekmegimikazanirken@gmail.com
